Ana İçeriğe Atlafederal-dialogue-extended-producer-responsibility-fisk-johnson-senate-committee

Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu Üzerine Federal Diyalog Fisk Johnson’ın Senato Çevre ve Bayındırlık İşleri Komitesi’ne Sunduğu Yazılı Tanıklık Beyanı

03/06/2024

SC Johnson Yönetim Kurulu Başkanı ve İcra Kurulu Başkanı Fisk Johnson, şirketimizin Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu (EPR) konusundaki federal politikalara ilişkin görüşünü Senato Çevre ve Bayındırlık Komitesi ile paylaştı.

Tüketici Ambalajlarına Yönelik Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu Politikaları konusundaki bu oturumda tanıklık etme fırsatı sunduğunuz için Başkan Carper, Kıdemli Üye Capito ve komitenin saygıdeğer üyelerine teşekkür ederim. Bugün burada sizlerle birlikte olmak benim için bir onur ve ayrıcalıktır.

Bu son derece önemli bir konu ve komitenin bu konuyu kamuoyuna açık bir oturumda tartışmasından memnuniyet duyuyorum.

Hem akademik kökenli bir bilim insanı hem de yoğun şekilde plastik kullanan küresel bir tüketici ürünleri şirketinin İcra Kurulu Başkanı olarak, plastiği birbirinden çok farklı iki şekilde görüyorum. Bir yandan, plastiği son yüzyılda geliştirilen en faydalı, en çok yönlü ve en maliyet etkin malzemelerden biri olarak görüyorum; plastik gezegendeki insan yaşamına ve refahına olağanüstü faydalar sağlamıştır. Ayrıca, plastiğin ürünlerimiz ve ambalajlarımız için ne kadar önemli ve ayrılmaz bir unsur olduğunu da biliyorum.

Diğer yandan, hayatı boyunca kendini doğayı korumaya adamış biri olarak, plastiğin gezegen, hayvan ve insan sağlığını olumsuz etkileyen, günümüzün en ciddi ve giderek büyüyen küresel kirleticilerinden biri haline geldiğini de görmekteyim.

Bu iki bakış açısını uzlaştırmak bazen oldukça zor olabilir. Benim görebildiğim kadarıyla zorluk; plastiklerin insanlığa sağladığı faydaları pratik, en ekonomik ve en az zararlı olacak şekilde nasıl koruyacağımız, aynı zamanda da çöp toplama merkezlerine giden ya da daha da kötüsü, çevreye karışarak hayvan ve insan sağlığını etkileyen muazzam miktardaki plastiği nasıl önleyeceğimizdir.

SC Johnson’ın çevre konularında uzun bir liderlik geçmişi vardır. Örneğin, babamın yönetimi altında SC Johnson, ozon tabakasına zarar verme ihtimali nedeniyle tüm aerosol ürünlerinden kloroflorokarbonları (CFC’leri) çıkaran ilk şirketti. Bunu, Montreal Protokolü gereğince zorunlu hale gelmeden 10 yıl önce gerçekleştirdik. 30 yılı aşkın süredir, karbon ayak izimizi azaltmak ve kimyasal süreçlerimizi daha çevreci hale getirmek için çalışıyoruz. Daha pek çok çevre ödülünün yanı sıra, 2003 yılında EPA (Çevre Koruma Ajansı) Yaşam Boyu Atmosfer Başarısı Ödülü’ne, 2006 yılında ise Presidential Green Chemistry Ödülü’ne layık görüldük.

Özellikle plastik atık sorununu çözmek için uzun yıllardır çalışmalar yürütüyoruz. İlk %100 geri dönüştürülmüş plastik şişemizi tam 33 yıl önce, 1990 yılında piyasaya sürdük. On iki yıl önce, ilk konsantre ürünümüzü sunduk: boş bir Windex şişesine su eklenerek kullanılan küçük bir konsantre Windex paketi tüketicilerin sprey şişelerini defalarca yeniden kullanabilmesine olanak tanıyordu. Plastik ayak izimizi azaltmak için çok sayıda adım atmaya ve daha pek çok yeni girişimi hayata geçirmeye devam ediyoruz.

Şirketimizin sürdürülebilirlik konusundaki genel çalışmalarında önemli bir ilerleme kaydetmiş olsak da, plastik alanındaki tüm çabalarımıza ve iddialı hedeflerimize rağmen, elimi kaldırıp gerçekleştirilen ilerlemeden tamamen memnun olduğumu söyleyemem.

Geliştirdiğimiz yenilikçi ürünlerin çok azı gerçekten iyi satış rakamlarına ulaştı. Plastik atık konusu çoğu insanın öncelikleri arasında ilk sıralarda yer almıyor; bu nedenle sunduğumuz tekrar doldurulabilir veya yeniden kullanılabilir ürünler için küçük bir zahmete katlanmak ya da birkaç sent daha fazla ödemek istemiyorlar. Paketleme süreçlerimizde plastik miktarını düşürme yönünde ciddi adımlar atmamıza rağmen, yüksek maliyetler engel oluşturabiliyor. Örneğin, geri dönüştürülmüş plastiğin maliyeti yeni plastikten önemli ölçüde yüksek olduğunda, ürünlerimizde geri dönüştürülmüş plastik kullanmak bizi rekabette dezavantajlı duruma düşürebiliyor. Önümüzdeki yıl itibarıyla küresel ölçekte tüm ambalajlarımızda %25 PCR (geri dönüştürülmüş plastik) oranına ulaşmış olacağız.

Gerçek şu ki, gönüllü adımlarla ancak bir yere kadar varılabiliyor. Tek bir işletmenin, hatta bir bütün olarak iş dünyasının, plastik atık sorununda tek taraflı olarak ilerleme kaydetmesi inanılmaz derecede zor. Önemli bir ilerleme kaydetmek ve ölçek ekonomisinden yararlanabilmek; plastik üreticilerinden hızlı tüketim ürünleri şirketlerine, perakendecilerden geri dönüşümcülere, atık taşıyıcılarından plastik ürünleri kullanan bireysel tüketicilere kadar, plastik ekosistemindeki herkesin kolektif bir şekilde birlikte çalışmasını gerektiriyor.


EPR (Genişletilmiş Üretici Sorumluluğu) Paydaşları Grafiği

Döngüsel ekonomi döngüsündeki ambalaj değer zinciri paydaşlarından birinin veya birkaçının sürece katkıda bulunmaması tüm sistemin etkinliğini kaybetmesine neden olur.

Bizim görüşümüze göre, plastik ekosistemindeki tüm paydaşların birlikte çalışmasını sağlamak ve gerekli hacme ulaşmanın tek pratik yolu, devlet tarafından oluşturulacak bir düzenleyici çerçevedir. Sistemin işleyebilmesi, doğru ekonomik boyuta ulaşılabilmesi ve değişimin tetiklenebilmesi için ekosistemdeki belirli bir büyüklüğe sahip tüm şirketlerin bu yapının bir parçası olması gerekir.

Düzenlemelerin başarıya ulaştığı ve geri dönüşüm oranlarının yüksek olduğu mükemmel örnekler mevcuttur. EPR’yi 10 yılı aşkın süredir başarıyla uygulayan British Columbia, dünyadaki en yüksek geri kazanım ve geri dönüşüm oranlarından birine sahip olmasıyla bu konuda çok iyi bir örnek teşkil ediyor.

Daha güçlü düzenlemelerin gerekli olduğuna inanmamızın 5 nedenini paylaşmak istiyorum. Ardından, bizim en iyi yasal düzenleme modeli olarak gördüğümüz yaklaşıma ve bunun pratik uygulamada nasıl sonuç verdiğine dönelim.

  1. Amerikalılar daha güçlü plastik düzenlemeleri istiyor: Kısa süre önce gerçekleştirdiğimiz bir araştırmaya göre, günümüzde Amerikalıların %79’u plastik atık sorunuyla mücadelede devletin öncü bir rol üstlenmesi gerektiğine inanıyor. ABD’de geri dönüştürülebilir plastiklerin yalnızca %11’i geri dönüştürülüyor. Bunun nedeni Amerikalıların plastiklerini geri dönüşüm kutularına atmaması değil, insanların geri dönüştürmeye çalıştığı şeylerin çok büyük bir kısmının çöp toplama merkezlerine gitmesidir.

  2. Federal düzenleme olmadan, önemli maliyete ve işlevsizliğe yol açacak karmaşık bir eyalet düzenlemeleri ağı ortaya çıkmaktadır: Bugün itibarıyla birkaç eyalet (California, Oregon, Washington, Colorado, Maine) EPR yasasını halihazırda yürürlüğe koymuş durumdadır ve neredeyse bir düzine diğer eyalet de kendi yasal düzenlemelerini çıkarma konusunda farklı aşamalarda bulunuyor. Halihazırda farklı eyaletlerin neyin “ambalaj” sayıldığı, kimlerin “üretici” tanımına girdiği ve bir ürünün “geri dönüştürülebilir” olmasının ne anlama geldiği konusunda birbiriyle çelişen tanımlar sunduğuna şahit oluyoruz. Bu eyaletler farklı ücret yapılarına, farklı hedeflere ve birbiriyle uyuşmayan uygulama takvimlerine sahip. İyi niyetli ve olumlu bir ilerleme olsa da, giderek daha fazla eyaletin bunu yapması halinde ABD genelinde farklı plastik düzenlemelerinden oluşan bir örümcek ağı ortaya çıkacak; bu durum kaçınılmaz olarak büyük bir karmaşıklık ve maliyet artışına yol açacak ve SC Johnson gibi 50 eyalette faaliyet gösteren şirketler için ciddi bir uyum yükü oluşturacaktır. Bu sorunu gerçekten çözebilmek için ülke genelinde tutarlılık gösteren, gerekli ölçek ekonomisini ve verimliliği sağlayan federal bir çözüme ihtiyacımız var.

  3. Plastik ekosistemindeki herkesin etkin ve büyük ölçekli bir şekilde birlikte çalışmasını sağlamak için yasal düzenleme şarttır: Gönüllü girişimler genellikle yeterince etkili olmamaktadır. İş dünyası bu sorunu tek başına çözemez. Geri dönüşüm ekosisteminin tüm bileşenlerinin etkin bir şekilde işlemesi ve ölçek ekonomisinin teşvik edilmesi, ancak plastik ekosistemindeki tüm paydaşların birlikte çalışmasıyla mümkündür. Geri dönüşüm döngüsünün tek bir parçası bile etkin çalışmadığında, sistemin bütünü verimliliğini kaybeder.

  4. Çöp toplama merkezlerinde atık biriktirmeye devam etmek sürdürülebilir değildir: Federal bir EPR çerçevesi, giderek daha sürdürülemez hale gelen ve acil bir sorun olan çöp toplama merkezlerinin aşırı dolması problemine çözüm getirilmesine yardımcı olabilir. ABD yılda 292 milyon tondan fazla belediye katı atığı üretmektedir. 2030 yılına kadar ABD’deki çöp toplama merkezlerinin maksimum kapasitesine ulaşabileceği tahmin edilmektedir. EPR, ambalajlı ürün üreten şirketleri, ürünlerini yaşam döngüsü sonunda daha iyi yönetilecek şekilde tasarlamaya teşvik eder ve böylece çöp toplama merkezlerine gönderilen atık miktarını azaltır.

  5. Yeni plastiğin çevre üzerindeki etkisi geri dönüştürülmüş plastikten daha fazladır: EPR, yeni plastik kullanımına olan bağımlılığın karbon ayak izi gibi çevresel etkilerini önemli ölçüde azaltabileceği gibi, petrol çıkarma ve üretim süreçleriyle ilişkili çevre sorunlarını da ciddi oranda azaltabilir.

Federal bir EPR çerçevesinin oluşturulmasında zaman kritik bir öneme sahiptir.

Düzenlemenin ne kadar erken hayata geçirilirse o kadar iyi olacağına inanmamızın iki temel nedeni vardır.

  1. Ortaya çıkan eyalet düzenlemeleri birbirleriyle aşırı derecede çelişmeden ve karmaşıklık, yüksek maliyete ile işlevsizliğe yol açmadan önce sürecin önüne geçmek hayati önem taşımaktadır.

  2. Düzenlemeler ne kadar erken yasalaşır, net hedefler ne kadar erken belirlenir ve bu hedeflere ulaşmak için ne kadar fazla zaman tanınırsa, o kadar iyi olur. Bu, sürdürülebilir plastik yönetimine daha sorunsuz bir geçiş sağlayacak ve işletmeler, ekonomi ve tüketiciler için aksaklıkları en aza indirecektir. Zaman tanınması ürün inovasyonuna (geri dönüştürülebilirlik, geri dönüştürülmüş içerik kullanımı ve yeniden kullanım/yeniden dolum alanlarında) olanak tanır. Bu, plastik kullanımını tamamen ortadan kaldıran inovasyonların yapılmasına ve uygulanabilir olan alanlarda alternatif malzemelere geçilmesine olanak tanır. Geri dönüşüm teknolojilerinin geliştirilmesine olanak tanır. Tüketici eğitim programlarının geliştirilmesine ve davranış değişikliğine olanak tanır. Sektör için net hedefler ne kadar erken belirlenirse, o kadar iyi olur. Yasal düzenleme yapmak için durumun bir krize dönüşmesini beklemek ve ardından kısa sürede büyük bir ilerleme kaydedilmesini ummak, yalnızca sistemde ciddi aksamalara ve sarsıntılara yol açar.

Düzenlemelerin başarıya ulaştığı ve geri dönüşüm oranlarının yüksek olduğu mükemmel örnekler mevcuttur. Daha önce belirttiğim gibi, British Columbia’daki yasal çerçeve, ambalajlı tüketim ürünleri üreten şirketlerin ve SC Johnson gibi marka sahiplerinin, ambalajlarının toplanması, ayrıştırılması ve tüm geri dönüşüm döngüsü boyunca geri dönüştürülmesi süreçlerinde hem mali hem de operasyonel sorumluluk üstlendiği, oldukça etkili bir programdır. Hedefe yönelik toplama ve geri dönüşüm oranları; çevresel sonuçları sürekli iyileştirmeye yönelik teşvikler; ürün üreticilerinin geri dönüşüm hizmetlerinin maliyetinin önemli bir kısmını üstlenmesi ve devletin denetleyici rolünü koruduğu bir yönetişim yapısı bulunmaktadır. Bu sağlam bir sistem ve çerçevedir.

ABD’de, British Columbia ile benzer unsurların birçoğunu barındıran Colorado’nun ambalaj ve kağıt ürünlerine yönelik yeni EPR programı da başarılı bir uygulama modelidir. Bu program, SC Johnson’ın yazımına katkıda bulunduğu ve desteklediği Tüketim Malları Forumu tarafından en ideal EPR için geliştirilen tasarım ilkeleriyle büyük ölçüde örtüşmektedir.

Mevcut EPR çerçevelerinin bir parçası olmayan ancak dikkate alınması gereken önemli bir unsur, yeniden kullanım ve yeniden doldurma fırsatlarını teşvik etmeye yönelik yöntemlerdir. Yeniden doldurma veya yeniden kullanım seçenekleri, plastiği geri dönüşüm döngüsünün ve atık akışının dışında tutarak önemli çevresel faydalar sağlar. Ayrıca, belirli uygulamalarda plastik yerine alüminyum veya cam gibi alternatiflerin daha pratik hale gelmesine yardımcı olabilir. Sözünü ettiğim tekrar kullanılabilir/tekrar doldurulabilir ürün örneklerinden biri, Windex şişelerini yeniden doldurmak için kullanılan konsantre ürünlerdir. Bir diğer örnek, çamaşır deterjanı şişesini getirerek tekrar doldurabileceğiniz dolum istasyonlarıdır. Bazı Avrupa ülkeleri, tekrar kullanılabilir ve tekrar doldurulabilir ürün teşviklerini, düzenleyici çerçevelerine entegre etmektedir. Bugün, SCJ markalarımızdan biri olan Ecover, Birleşik Krallık, Almanya ve Belçika’da 700 perakende dolum istasyonuna sahiptir. Ancak, bu çabanın Avrupalıların plastik atıkları ortadan kaldırma gerekliliğine daha duyarlı olma eğiliminde olmaları nedeniyle belirli bir başarı elde ettiği de belirtilmelidir.

Plastikler söz konusu olduğunda, EPR temel kapsamına girmese de, giderek önem kazanan bir diğer konu mikroplastiklerdir. Gıdalarda, suda ve hatta insan vücudunda mikroplastiklerin, hatta nanoplastiklerin varlığı, henüz sonuçları tam olarak bilinmeyen ve giderek büyüyen bir sorun teşkil etmektedir. Bu tür çalışmalar gelmeye devam edecek ve beraberinde kamuoyundaki endişe de artacaktır. İster EPR kapsamında olsun ister başka yollarla, bu, mutlaka ele alınması gereken bir sorundur.

Sözlerimi bitirirken, EPR’yi, doğru şekilde uygulandığında, ekonomi ve tüketiciler için en az aksamayla hayata geçirilebilecek pragmatik ve uygulanabilir bir çözüm olarak gördüğümü tekrar vurgulamak isterim.

EPR, ambalajlı tüketim ürünleri üreten şirketleri, ürünlerinin kullanım ömrü sonu yönetiminden sorumlu tutarak, alternatif çözümlere yönelik inovasyonu ve yatırımları teşvik eder. Bu yaklaşım, değişimlerin en yüksek fayda sağlanacak alanlarda gerçekleşmesine olanak tanıyarak, plastik yerine daha verimli ve daha düşük maliyetli alternatiflerin benimsenmesini teşvik eder. Bu, özellikle ambalaj değer zincirindeki paydaşlara uyum sağlamak için yeterli zaman tanındığında daha da geçerli olacaktır. Tedarik tarafında ani değişiklikler veya kısa vadeli aşırı hedefler belirlemek ise ciddi düzeyde aksaklıklara yol açabilir. Ayrıca, tıbbi alanlarda kullanılanlar gibi temel plastik ürünlerde kıtlık veya maliyet artışı gibi istenmeyen sonuçların ortaya çıkma riskini de azaltır.

Bu oturumu düzenlediğiniz ve EPR konusunda federal düzeyde bir diyalog başlattığınız için bir kez daha teşekkür ederim. Bu konu hayati öneme sahiptir. Bu son derece önemli konuda yürütülen görüşmelere ve nihai mevzuat sürecine, hem kendi görüşlerimi hem de SC Johnson’ın çabalarını ekleme fırsatı bulduğum için teşekkür ederim. Pratik bir çözüme ulaşma yolunda yapıcı bir rol oynamaya devam etmek istiyoruz.